Knossos : a complete guide to the Palace of Minos (Knossos: Minos Sarayı için Rehber)

  • Yayınevi: Ekdotike Athenon
  • Yazar(lar): Anna Michailidou
  • Çeviren: Alexandra Doumas, Timothy Cullen

Introduction; Historical outline; Myth and tradition; History of the excavations;Minoans and Knossos; The archaeological site; Route from Herakleion to Knossos; Tour of the palace; The main features; West court – west facade; West porch – corridor of the procession – central court; South propylaeum – west magazines – piano nobile; Throne room – tripartite shrine – pillar crypts; Grand staircase – hall of the double axes – queen’s hall; Upper floor of the domestic quarter – shrine of the double axes; Royal workshops and magazines – east hall; North entrance – north lustral area – theatral area; The dependencies of the palace; Art treasures from Knossos.

Ioannes Lydos ve Peri Arkhon

  • Yayınevi: Arkeoloji ve Sanat Yayınları
  • Yazar(lar): Fatih Onur

Her ne kadar Roma Yönetim sistemi ve prosopografisi Eskiçağ araştırmalarında önemli bir yer kaplıyorsa da bunlar – özellikle ülkemizde- genellikle erken ve ileri imparatorluk dönemi ile sınırlı kalmıştır. Bu konu hakkında veriler, çoğunlukla edebi kaynaklardan gelmekle birlikte, (özellikle eyaletler için) epigrafik ve papirolojik verilerden de elde edilmektedir. Geç Antik Dönem’de değişime uğrayan bu sistemin Ioannes Lydos gibi bazı yazarlar aracılığıyla saygınlığının korunmaya çalışıldığını görmek mümkündür. Özellikle Ioannes’in yaşadığı Iustinianus dönemi bu değişimler, gelişimler ve beklentiler yönünden önem taşımaktadır.

Cult in Pisidia: Religious Practice in Southwestern Asia Minor from Alexander the Great to the Rise of Christianity ( Pisidya’da Kült: Güneybatı Asya’da Büyük İskender’den Hıristiyanlığın Yükselişine Dini Uygulama)

  • Yayınevi: Brepols
  • Yazar(lar): Peter Talloen

This volume is dedicated to cult in the ancient region of Pisidia. The findings of the archaeological research at the ancient city of Sagalassos are combined with the results of archaeological survey projects conducted in the region, as well as epigraphic, numismatic and iconographic studies, to create an evolutionary overview of religious practice from Alexander the Great until the rise of Christianity. Set against their indigenous background, the volume assesses the impact on local cult habits of the two acculturation processes occurring within this historical timeframe – Hellenisation and Romanisation – by examining changes and continuities in the constituent elements of religious practice, namely the pantheon of worshipped deities, the sacred space where the communication with the divine sphere took place, the cultic personnel in charge of this interaction, and the rituals involved.

Travels In Search of Turkey’s Jews / Türk Yahudilerini Arama Yolculuğu

  • Yayınevi: Libra Kitap
  • Yazar(lar): Text Ayşe Gürsan-Salzmann, Photography Laurence Salzmann

1984 yılında Amerikalı fotoğrafçı Laurence Salzmann, antropolog eşi Ayşe Gürsan-Salzmann ile birlikte Anadolu’yu ve Trakya’yı bir uçtan bir uca dolaştılar, kaybolmaya yüz tutan sinagogları ve mezarlıkları fotoğrafladılar, hayatta olan Yahudilerle konuştular. Geziden 25 yıl sonra yayınlanan bu kitap arşiv ve tarihi değer taşımakta zira kitapta yer alan insanların ve mekânların çoğu artık hayatta ve ayakta değil. Kitapla birlikte gezi sırasında çekilen Türkiye Sefaradları: 500 Yıl belgesel filmin Türkçe altyazılı DVD’si de verilmekte.

Miscellaneous Studies on the Karamanlidika Literary Tradition / Karamanlıdika Edebiyat Geleneğinde Çeşitli Çalışmalar

  • Yayınevi: İsis Press
  • Yazar(lar): Evangelia Balta

The word “Miscellaneous” accurately describes the coexistence in the same volume of texts varying in type, style, content and the time to which they refer. This volume contains eight studies written over the last three years, products though of research that hasbeen under way for some time. The variety of their subjects indicates the main axes on which my research has been centred for many years, showing at the same time, by way of examples, the wealth of topics, the numerous fields that open up to the researcher wanting to become involved with Karamanlidika studies

Tatarlı Renklerin Dönüşü: The Return Of Colours

  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
  • Yazar(lar): Latife Summerer, Alexander von Kienlin

Pers Krallarının ikamet ettiği Kelainai (Afyonkarahisar) kenti yakınlarında MÖ. 5. yüzyılda yapılmış olan Tatarlı tümülüsü, ahşap mezar odasında bulunan renkli resimlerle bezenmiş frizler nedeniyle, Türkiye´deki kültür mirasının en değerli eserleri arasında yer alır. Frizler, bugün tamamen kaybolmuş olan antik çağ ahşap resim sanatının yegane örneğidir. Tatarlı tümülüsü ahşap mezar odası, 1969 yılında yağma edilmiş, boyalı frizlerden en iyi korunmuş olanlar kısmen kesilmiş ve yurtdışına kaçırılmıştı. Geriye kalan ahşap kalaslar sökülüp Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesine getirilmişti. Bundan altı yıl önce, kaçırılan frizlerin dört parçası Münih’te bir müzede bulundu. Bunların Tatarlı Tümülüsü’ne ait olduklarını kanıtladıktan sonra, Münih Üniversitesi Klasik Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof.Dr. Lâtife Summerer ve ETH Zürih, Tarihi Yapıları Araştırma ve Konservasyon Enstitüsü’nden Dr. Alexander von Kienlin, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sıkı bir işbirliği içinde, 40 yıl önce tamamen tahrip edilmiş bu mezar odasını tekrar ayağa kaldırmak için bir proje başlattı. Yurtdışına kaçırılan bütün friz parçalarının geri getirilmesini de kapsayan ve Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın desteklediği restorasyon projesiyle, yalnızca bu eşsiz eserler bilime kazandırılmıyor, iki ülke arasındaki karşılıklı dostluk çerçevesinde geliştirilen işbirliği sayesinde, tarihi eser kaçakçılığına karşı uluslararası alanda sürdürülen mücadeleye de barışçıl bir örnek ve önemli bir katkı sağlanmış oluyor.

Spiritus Roberti: Shaping New Minds and Robert College in Late Ottoman Society (1863-1923) / Spiritus Roberti: Geç Osmanlı Toplumunda Yeni Zihinler ve Robert Koleji’nin Şekillendirilmesi (1863-1923)

  • Yayınevi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
  • Yazar(lar): Orlin Sabev (Orhan Salih)

This book approaches the Ottoman period of Robert College, founded by American missionaries in Constantinople in 1863, by focusing on hitherto insufficiently explored aspects of its sesquicentennial history, related to its nature and educational ideals, as well as to its student body. Being based on the college’s archives, dispersed in Turkey and the United States, the government archives of Ottoman and early republican period, as well as other vernacular archives, the book delineates the specific place and role of the college in the field of Ottoman education by promoting Protestant ideals through liberal education. The so-called “secular Protestantism” affected the whole concept of education practiced at the college and it affected more or less the students’ mindset. The college put emphasis on the formation of strong characters in its students so as to make them able to take responsibility for their own life and development. It was achieved, not only nor even mainly through the course of studies in a wide variety of fields, but also through the all-round atmosphere in the college and especially the personal relationship between the students and their instructors. On the basis of statistics drawn from various relevant sources, the book traces out the dynamics in student enrollment and outlines those periods in the college’s history in which certain nationalities were prevalent, not only in terms of physical presence but also in terms of influence in the student body. The book provides also prosopographical research of the Bulgarian and Turkish students, based on data collected from the catalogues of students, preserved in the college’s archives.

Karun’dan Karia’ya: Muharrem Kayhan Koleksiyonundan Erken Anadolu Sikkeleri = From Kroisos to Karia: Early Anatolian Coins from the Muharrem Kayhan Collection

  • Yayınevi: Ege Yayınları
  • Yazar(lar): Koray Konuk
  • Çeviren: Ayşen Ertür

Büyükdedem Hacı Halil Paşa’dan bize kalan hatıralardan biri saklı bir fotoğraf. Söke’de şimdi Halk Kütüphanesi olarak kullanılan konağında profesör Theodor Wiegand tarafından 1904 yılında çekildiğini tahmin ediyoruz.

Arkeoloji ile ilgilenen herkesin bildiği gibi Prof. Wiegand 20. Yüzyılın başında Bergama, Didyma ve Miletos’taki kazıları yaparak bugün Berlin’deki Pergamonmuseum’daki dünya harikalarını Anadolu’dan Avrupa’ya taşıyan bilim adamı. Büyükdedem Padişah’ın buyruğu üzerine bu kazılara maddi destek sağlamış.

Sergilediğim koleksiyonumda yurtdışından edinilmiş Batı Anadolu sikkeleri var. Bu birkaç yüz sikke alımı ve sergilemesi eski kusurların affını sağlamak için tabii ki çok yetersiz. Ancak tarihi eser trafiğinin hızının azaltılabilmesi, belki de yönünün değiştirilebilmesi için hem özel koleksiyonerlerin, hem de özel müzeciliğin özendirilmesi gerekliliğinin vurgulanması için bir fırsat… (Önsözden)

Frontiers of Ottoman Space, Frontiers in Ottoman Society (Osmanlı Alanının Sınırları, Osmanlı Toplumunda Sınırlar)

  • Yayınevi: İsis Press
  • Yazar(lar): Rossitsa Gradeva

“Between the Hinterland and the Frontier: Ottoman Vidin, fifteenth to eighteenth century,” in A. Peacock (ed.), The Frontiers of the Ottoman World. Proceedings of the British Academy, vol. 156 (Oxford: Oxford University Press, 2009), 331-351, expanded version.

Adakale,” in G. Krämer et alii (eds), Encyclopaedia of Islam 3rd ed., Part 3, (Leiden: Brill, 2009), 37-39, expanded version.

Orthodox Christians and Ottoman Authority in late-seventeenth-century Crete”, in: A. Anastasopoulos (ed.), The Eastern Mediterranean under Ottoman Rule: Crete 1645-1840, Halcyon Days VI (Rethymno: Crete University Press, 2008), 177-201.

From the Bottom Up and Back Again until Who Knows When: Church Restoration Procedures in the Ottoman Empire, Seventeenth-Eighteenth Centuries (Preliminary Notes),” in A. Anastasopoulos (ed.), Political Initiatives “From the Bottom Up” In the Ottoman Empire, Halcyon Days in Crete VII. A Symposium Held in Rethymno, 9-11 January 2009 (Rethymno: Crete University Press, 2012), 135-163.

The Church in the Life of Sofia Citizens, 15th to 18th century (preliminary notes)”, in: G. Valtchinova (ed.), Religion and Boundaries. Studies from the Balkans, Eastern Europe and Turkey (Istanbul: The Isis Press, 2010), 47-79.

A kadi court in the Balkans: Sofia in the seventeenth and early eighteenth centuries”, in: Chr. Woodhead (ed.), The Ottoman World (London: Routledge, 2012), 57-71.

Conversion to Islam in Bulgarian Historiography”, in J. Nielsen (ed.), Religion, Ethnicity and Contested Nationhood in the Former Ottoman Space (Leiden: E.J. Brill, 2012), 187-222.

Kerkenes Special Studies 1: Sculpture and Inscriptions from the Monumental Entrance to the Palatial Complex at Kerkenes Dag, Turkey ( Kerkenes Özel Çalışmaları 1: Kerkenes Dağ Sarayı Anıtsal Girişinden Heykeltıraşlar ve Yazıtlar)

  • Yayınevi: Oriental Institute Publications
  • Yazar(lar): Catherine M. Draycott and Geoffrey D. Summers ; with contribution by Claude Brixhe
  • Çeviren: G. Bike Yazicioğlu

Between 2003 and 2005, various remains of sculpture and fragments of an important inscription in the Old Phrygian language were unexpectedly found during excavations at the sixth century B.C. walled city on Kerkenes Mountain in the highlands of Central Turkey. These unusual finds have a significant role to play in the interpretation of the site and the interpretation of Phrygian history and culture. Large-scale sculpture in the round and small reliefs have distinctive characteristics so far unattested within territory inhabited by Phrygian speakers, while the extensive inscription names individuals so far unknown. Together, they attest to an ambitious and distinctive identity of power at this relatively remote mountaintop city, which may be equated with the strongly fortified place of Pteria mentioned in Herodotus, and which may have flourished for a brief period between the death of King Midas of Gordion and the conquering of Anatolia by the Persian King, Cyrus the Great.

This volume presents these striking new finds, all of which come from the Monumental Entrance to a sector of the city known as the Palatial Complex. An introduction to the archaeological context is followed by a detailed catalog of the sculpted fragments, associated architectural fragments, and the inscribed fragments. Within the catalog there is erudite discussion of comparanda aimed at placing the unique material in its wider cultural and historical context, as well as a tentative reconstruction of the major pieces into a single monument. Rounding off the work is a commentary on the Phrygian inscription by Prof. Claude Brixhe. The volume is profusely illustrated with line drawings and photographs of every fragment together with a set of color plates that highlight the violence done to the monuments when the city was looted and burnt in the mid-sixth century B.C.. A Turkish summary is provided.

The Carian Language (Karya Dili)

  • Yayınevi: Brill
  • Yazar(lar): Ignacio J. Adiego with an Appendix by Koray Konuk

This handbook provides a complete and updated view of our current knowledge about Carian, one of the Indo-European languages spoken in ancient Anatolia. The decipherment of the Carian alphabet has only recently made it possible to analyze Carian inscriptions and to classify the Carian language linguistically.
The book covers all major topics of research on Carian: the direct and indirect sources with an edition of the Carian inscriptions following a new classification system, the history of the decipherment, the Carian alphabet, and the phonological, morphological, lexical, and syntactic features of the language. It includes an annotated Carian glossary.
The volume concludes with a special appendix on Carian coins and legends by Koray Konuk that will be of particular interest to specialists in ancient numismatics.

Yeni Bir Askeri Tarih Özlemi: Savaş, Teknoloji ve Deneysel Çalışmalar

  • Yayınevi: Tarih Vakfı Yurt Yayınları
  • Yazar(lar): Kahraman Şakul

Yeni bir askeri tarih özlemi… Son zamanlarda öne çıkan tarih dizileri ve popüler tarih yayınları askeri tarihe ilgiyi hissedilir şekilde artırmaktadır. Bu ilgi yeni sorular üretmekte: Yeniçeri kışlalarında gündelik yaşam nasıldı? Osmanlılar nasıl top dökerlerdi?  Yaylarını ve kılıçlarını nasıl yaparlardı? Haliç’e gerilen zincir neye benziyordu? Bunları yeniden üretmek mümkün mü ve bize ne kazandırır? İstiklal Savaşı müzelerinden neler öğreniyoruz, neler eksik kalıyor? Savaş oyunlarından neler öğrenebiliriz?  Elinizdeki derleme bu yeni sorulara cevap arayan tarihçilerin ve alanın dışından meraklıların öncülük eden çalışmalarından oluşmaktadır. Þüphesiz büyük bir boşluğu doldurmakta olan kitap, bir yanda deneysel çalışmalar yoluyla silah ve askeri gereç replikaları üretimi ile topoğrafya konusunda kendi imkânlarıyla didinen Türk ‘Don Kişotları’nın çalışmalarını, diğer yanda askeri tarihin pek çok farklı alanını konusundaki araştırmalarını içererek alana değerli bir katkı sunmaktadır.

Bu kitap tecrübî/deneysel yaklaşımlar sergileyen, eski ekolü takip eden ve yeni ekolden esinlenen çalışmaları bir araya getirirken askeri tarihçiliğimizi sivilleştirip toplumsal, siyasi, ekonomik ve kültürel etkileriyle ele almakta; bir nevi eski ve yeni askeri tarihyazımının muhasebesini yapmaya aracı olmaktadır.

Sufis in Western Society: Global Networking and Locality (Batı Toplumunda Sufiler: Küresel Ağ Oluşturma ve Yerellik)

  • Yayınevi: Routledge
  • Derleyen(ler): Ron Geaves, Markus Dressler, Gritt Klinkhammer

In recent years Sufism has undergone something of a revival as a spiritual alternative to other manifestations of Islam. This book investigates the development of Sufism in Western societies, with a regional focus on North America and Europe. Exploring a number of issues relating to the dynamic tensions between religious globalization processes and specific sacred localities, this book looks at the formation of Sufi movements that have migrated from their place of origin to become global religious networks.

Sufi groups are highly differentiated and often inaccessible, so the origins and development of Sufism in the West have not been widely studied. Employing a comparative approach based on regional fieldwork and case studies, this book addresses theoretical issues and gives a comprehensive analysis of distinct communities and the development of regional branches of Sufi orders, providing an international perspective on Sufism in the West. With contributions from well-known international experts on the topic, the book addresses Sufi orders in the context of the transnational networks in which they are operating and the constraints of the localities in which they live.

This book will be of interest to scholars and students of religion, Islam and Sufism in particular.

Roman Ancyra

  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
  • Derleyen(ler): Musa Kadıoğlu, Kutalmış Görkay, Stephen Mitchell

This study on the Roman Ancyra, undertaken between 2002 and 2007, includes the analysis of archaeological, epigraphic and historical data.
Given that the remains that we see today mostly date to the Roman or later periods, the focus of our study has been the Roman period.
The absence of a layout which would demonstrate the urban development of the city in the Roman period and the fact that nothing substantial has been published on the buildings of the city, except the temple of Augustus and Roma, makes our project even more important.

Meaning and Logos: Proceedings from the Early Professional Interdisciplinary Conference: Held at the University of Liverpool, April 8-10 2013 (Anlam ve Logos: Liverpool Üniversitesinde Düzenlenen Erken Mesleki Disiplinlerarası Konferansı Bildirileri)

  • Yayınevi: Cambridge Scholars Publishing
  • Derleyen(ler): Erica Hughes

The Early Professional Interdisciplinary Conference was designed to bring together graduate students, post-docs, and lecturers within the first five years of appointment from any of the Humanities, Arts and Social Sciences. Its goals included the facilitation of professional development through interdepartmental idea exchange and collaboration, as well as the application of annual themes to better the understanding of teaching and learning within and between disciplines. This volume brings together approaches from Archaeology, Art History, Assyriology, Cinema, Cultural Anthropology, Egyptology, History, Literary Criticism, Marketing, Medieval Studies, Music, Philosophy, Psychology and Sociology to the theme of “meaning and logos.” Topics range from Urartian archaeology, Egyptian religious practice and Roman sculpture to Peppa Pig, brain imaging, heavy metal and the murals of Belfast. Thematic introductions ensure a coherence among and between the various chapters. The word logos had many meanings in Ancient Greek: word, opinion, expectation, speech, principle, rhetorical argument, reason, and even meaning. Investigating how the meaning of a word links ideas and affects pedagogical issues began with Herakleitos and continues today. Logos is also the root of the suffix -logy, which is used to describe many of the fields in the Humanities and Social Sciences. As such, it provides an appropriate link between the many branches of investigation and scholarship included here.

Cities in Transition: Urbanism in Byzantium Between Late Antiquity and the Early Middle Ages (500-900 A.D.) – Geçiş Şehirleri: Bizans Döneminde Geç Antik Çağ ile İlk Orta Çağ Arasında Şehircilik (M.S. 500-900)

  • Yayınevi: Archaeopress
  • Yazar(lar): Luca Zavagno

In this work the author analyses how the nature and characteristics of urbanism in Byzantium changed between the sixth and the eighth century AD. Focusing on Athens, Gortyn, Ephesos and Amastris, the author gives a detailed analysis of each urban centre in its own regional context, allowing him to draw a nuanced model of Byzantine urbanism that unifies the regional models set out in each case study and helps explain the specific outcomes of Byzantine urbanism from late Antiquity to the early middle ages, taking into consideration the dialectic between coastal and mainland sites and the peculiarities of each geographical area.

Ticaret, Tüccarlar ve Antik Kent

  • Yayınevi: Homer Kitabevi
  • Derleyen(ler): Helen Parkins, Christpher Smith

Bir deve kiralamak kaça mal oluyordu?
Atinalılar’ın yiyecekleri nereden geliyordu?
Ticaret ile hıristiyanlığın yayılması arasındaki ilişki nedir?

Ticaret, alışveriş ve alım-satım eskiçağda her insanın yaşamına bir parça dokunmuştur, hele de kentsel alanlarda yaşayanların. Bu kitaptaki bildiriler, Tunç Çağı Ön Asya’sından Geç Roma dönemi Kuzey İtalya’sına, ticaretin doğasını ve eskiçağ dünyasındaki kentler arasındaki karşılıklı ilişkileri irdeliyor.
Ticaret, Tüccarlar ve Eskiçağ Kenti, M.Ö. 5. ve 4. yüzyıl Atina’sında tahıl ticareti, Roma Donemi İtalya’sında taşımacılık maliyetlerinin ekonomik bütünleşme üzerine etkisi ve Roma İmparatorluğu’nda ekonomik büyümenin sebepleri gibi eskiçağda alışveriş konusundaki pek çok anahtar meseleye eğiliyor. Buna ek olarak, ticaretin sadece eşyanın değil, fikirlerin, inançların ve ideolojilerin yayılımını nasıl kapsadığını da ele alıyor. Son olarak, eskiçağ ekonomisini anlamaya yönelik olarak yeni bir model öneriyor.
Bu kapsamlı ve iyi belgelenmiş kitap, eskiçağda ticaretin eleştirel olarak güncel bir analizini, çeşitli arkeolojik, yazınsal, papirolojik ve yazıtbilimsel veriler ışığında, yöntembilimsel bir titizlik ve yenilikçilikle birleştirerek sunuyor.

Byzantium and the Turks in the Thirteenth Century (Onüçüncü Yüyılda Bizans ve Türkler)

  • Yayınevi: Oxford University Press
  • Yazar(lar): Dimitri Korobeinikov
  • Derleyen(ler): Hilary O’Shea, Annie Rose, Kizzy Taylor-Richelieu

At the beginning of the thirteenth century Byzantium was still one of the most influential states in the eastern Mediterranean, possessing two-thirds of the Balkans and almost half of Asia Minor. After the capture of Constantinople in 1204 during the Fourth Crusade, the most prominent and successful of the Greek rump states was the Empire of Nicaea, which managed to re-capture the city in 1261 and restore Byzantium. The Nicaean Empire, like Byzantium of the Komnenoi and Angeloi of the twelfth century, went on to gain dominant influence over the Seljukid Sultanate of Rum in the 1250s. However, the decline of the Seljuk power, the continuing migration of Turks from the east, and what effectively amounted to a lack of Mongol interest in western Anatolia, allowed the creation of powerful Turkish nomadic confederations in the frontier regions facing Byzantium. By 1304, the nomadic Turks had broken Byzantium’s eastern defences; the Empire lost its Asian territories forever, and Constantinople became the most eastern outpost of Byzantium. At the beginning of the fourteenth century the Empire was a tiny, second-ranking Balkan state, whose lands were often disputed between the Bulgarians, the Serbs, and the Franks.

Using Greek, Arabic, Persian, and Ottoman sources, Byzantium and the Turks in the Thirteenth Century presents a new interpretation of the Nicaean Empire and highlights the evidence for its wealth and power. It explains the importance of the relations between the Byzantines and the Seljuks and the Mongols, revealing how the Byzantines adapted to the new and complex situation that emerged in the second half of the thirteenth century. Finally, it turns to the Empire’s Anatolian frontiers and the emergence of the Turkish confederations, the biggest challenge that the Byzantines faced in the thirteenth century.

Müslüman Osmanlı Toplumunda Arzu ve Aşk :1500-1900

  • Yayınevi: Kitap Kitabevi
  • Yazar(lar): Dror Ze’evi
  • Çeviren: Fethi Aytuna

Büyük Evlenme adlı oyunun eğlenceli bir yerinde, ince dümenleri her zamanki gibi ters giden Karagöz, kendisinin damat olacağı bir düğün tertiplemek isteyen bir grup kadınla karşılaşır. Muhataplarını tanımayan kadınlar, ona Karagöz hakkında ayrıntılar sorarlar. Kadınları bu düğünden caydırmaya çalışan Karagöz, “O hırsızdır” der. Kadınlar “Biz de hırsızız” diye cevap verirler. Karagöz, “Her gece Beyoğlu’nda gezer” der. Kadınlar “Aman ne iyi, biz de gezeriz” diye karşılık verirler. “Hamamdan çıkmaz.” “Aa, demek ki temiz adam.” Çileden çıkan Karagöz sonunda, “Mahbûb-dosttur” [Oğlancıdır] der. Kadınlar “Biz de zen-dostuz” [Biz de seviciyiz] deyince şaşkınlıktan Karagöz’ün ağzı açık kalır. Modern öncesi Ortadoğu’daki cinsel söylem, bu Karagöz oyununda da görüldüğü gibi, şaşırtıcı derecede açık sözlüydü. 19. ve 20. yüzyılın cinsel söyleminden çok günümüzün Sex and the City ya da Will and Grace adlı televizyon dizilerine daha yakındı, ancak önemli bir farkla: Bu söylemin bir kısmı kadınların ihtiyaçlarına ve cinsel tercihlerine göre düzenlenmiş olsa da, tekil biçimde erkeklerin sesini yansıtıyordu. Cinsel söylem erkeklerin ve kadınların çok çeşitli cinsel tercihleriyle de uyumluydu. Yelpaze muhakkak ki din ve toplumsal kurallarla kısıtlanmıştı, ancak bu tercihlerin çok azı doğuştan kusurlu görülüyordu. Gölge oyununun ilk dönem örneklerinin ortaya koyduğu gibi, cinsellikten utanma gibi bir duygu da yoktu. Ancak kitapta incelenen çeşitli nedenlerle bu söylem bir değişim geçirdi. Söylemi cinsel açıdan uygun görülmeyen her unsurdan arındırmak için 19. yüzyılda koca bir kültürel susturma mekanizması harekete geçirildi. Ancak bu, basitçe tepeden inme bir hareket değildi. Devlet susturma konusunda kendi payına düşeni yapsa da, kendi kendini sansürleyen yayıncılar, yazarlar, tüketiciler, hayalciler ve ulemadan oluşan küçük güç odakları da elbirliğiyle cinsel söylemi susturup adeta yok olma noktasına getirmişlerdi. 20. yüzyıla girildiğinde dönüşüm tamamlanmış, Ortadoğu kültüründe cinselliğin üzerine bir suskunluk perdesi inmişti. Profesör Ze’evi’nin An Ottoman Century: The District of Jerusalem in the 1600s (Osmanlı Yüzyılı, 1600’lerde Kudüs Bölgesi) adlı bir eseri var.

Rethinking Architectural Historiography (Mimari Tarihçiliğini Yeniden Düşünmek)

  • Yayınevi: Routledge
  • Derleyen(ler): Dana Arnold, Elvan Altan Ergut, Belgin Turan Özkaya

Rather than subscribing to a single position, this collection informs the reader about the current state of the discipline looking at changes across the broad field of methodological, theoretical and geographical plurality. Divided into three sections, Rethinking Architectural Historiography begins by renegotiating foundational and contemporary boundaries of architectural history in relation to other fields, such as art history and archaeology. It then goes on to critically engage with past and present histories, disclosing assumptions, biases and absences in architectural historiography. It concludes by exploring the possibilities provided by new perspectives, reframing the discipline in the light of new parameters and problematics.

This timely and illustrated title reflects upon the current changes in historiographical practice, exploring potential openings that may contribute further transformation of the disciplines and theories on architectural historiography and addresses the current question of the disciplinary particularity of architectural history.

Religion at Work in a Neolithic Society: Vital Matters (Neolitik Çağda İş Yaşamında Din: Hayati Meseleler)

  • Yayınevi: Cambridge University Press
  • Yazar(lar): Ian Hodder

This book tackles the topic of religion, a broad subject exciting renewed interest across the social and historical sciences. The volume is tightly focused on the early farming village of Çatalhöyük, which has generated much interest both within and outside of archaeology, especially for its contributions to the understanding of early religion. The volume discusses contemporary themes such as materiality, animism, object vitality, and material dimensions of spirituality while at the same time exploring broad evolutionary changes in the ways in which religion has influenced society. The volume results from a unique collaboration between an archaeological team and a range of specialists in ritual and religion.

Ottoman Tulips, Ottoman Coffee: Leisure and Lifestyle in the Eighteenth Century (Osmanlı Laleleri, Osmanlı Kahvesi: On sekizinci Yüzyılda Serbest Zaman ve Yaşam Tarzı)

  • Yayınevi: Tauris Academic Studies
  • Derleyen(ler): Dana Sajdi

Tulips and coffee are defining cultural products of the Ottoman eighteenth century, along with their related institutions of palace and coffeehouse. These cultural products hold multiple meanings in the history and historiography of the period. They are associated with the daily life of common people and their sociabilities, on the one hand, and with the Ottoman court and imperial legitimacy, on the other.
Ottoman Tulips, Ottoman Coffee offers a critical exploration of definitive cultural phenomena of the Ottoman eighteenth century, such as, the coffee house, the printing press, imperial architecture and royal pageantry and festivals. Chapters explore subjects ranging from the changing forms of imperial ritual in Ottoman circumcision celebrations, to the history of the construction of the famed palace of Saadabad, to the reputedly failed project of the first Ottoman printing press. In doing so, the book reassesses the history and unravels the historiography of the so-called ‘Tulip Period’. Further, the book also reconsiders the coffeehouse to see it as a multifunctional space, which was used variously for such diverse means and ends as a rebel headquarters, a Sufi lodge, police station and racketeering office.
Most importantly this book attempts to transcend current debates about the purported Ottoman eighteenth century cultural and political decline and the twin teleologies of Westernization and modernization. It views the Ottoman Empire in its natural geography of Eurasia and sees its interactions as significantly with the East as much as with the West.

Gürbüz ve Yavuz Evlatlar: Erken Cumhuriyet’te Beden Terbiyesi ve Spor

  • Yayınevi: İletişim Yayınları
  • Yazar(lar): Yiğit Akın

Günümüzde eğlence endüstrisinin dev bir kolu olarak öne çıkan spor, 20. yüzyıl ortalarına kadar, ağırlıklı olarak başka bir işleve sahipti. Biyo-politika işleviydi bu; modern devletin nüfusu ve hayatı yönetme projesinin bir boyutuydu.
Elinizdeki kitap, Türkiye’de ‘Erken Cumhuriyet’ döneminde bu politikanın nasıl işlediğini inceliyor. Yeni Türkiye devletinin beden terbiyesi ve spora yüklediği işlevleri ortaya koyuyor: Sosyal devletin gelişmesinin bir boyutu… Nüfus ve sağlık politikalarının bir parçası… Öjenik hedefler (ırk hıfzıssıhhası)… Bir sosyal disiplin yöntemi… Toplumun militaristleştirilmesinin bir aracı…
Böylesi misyonların yüklemesiyle neredeyse bir “vatandaşlık görevi” gibi telkin edilen beden terbiyesi ve spor faaliyetlerinin örgütlenmesine, ‘Erken Cumhuriyet’ döneminde ne denli önem verildiğini kitapta görüyoruz. Kurumlaşmada, bir yandan Sovyet, diğer yandan -daha büyük ağırlıkla- faşist gençlik örgütlenmelerinden alınan ilhamlara da dikkat çekiliyor.
Dönemin spor politikasının önemli bir özelliği de, rekabete dayalı sporların, özellikle futbolun horlanması! Ne var ki bu fiziki kültür politikasının başarısızlıklarında, maddi ve örgütsel altyapının yetersizliği yanında, sporun oyun ve rekabetçi yanını temsil eden unsurların “hevessizliğinin” de payı var. Yiğit Akın bu mükemmel incelemesinde, Türkiye’deki fiziki kültür politikalarında İttihat-Terakki dönemi ile Cumhuriyet arasındaki sürekliliğin gözardı edilmemesi gereğini hatırlatırken, spor tarihçiliğinin yerleşik yaklaşımlarını ve dönemleme kalıplarını da sorguluyor.

Ethnic Identity and Aristocratic Competition in Republican Rome (Cumhuriyetçi Roma’da Etnik Kimlik ve Aristokratik Rekabet)

  • Yayınevi: Cambridge University Press
  • Yazar(lar): Gary D. Farney

The ancient Romans are usually thought of as a monolithic ethnic group, though in fact they formed a self-consciously pluralistic society. In this book, Gary D. Farney explores how senators from Rome’s Republican period celebrated and manipulated their ethnic identity to get ahead in Rome’s political culture. He examines how politicians from these lands tried to advertise positive aspects of their ethnic identity, how others tried to re-create a negative identity into something positive, and how ethnic identity advertisement developed over the course of Republican history. Finally, in an epilogue, Farney addresses how the various Italic identities coalesced into a singular Italian identity in the Empire, and how Rome’s experience with Italic groups informed how it perceived other groups, such as Gauls, Germans, and Greeks.

Bordering Early Modern Europe (Erken Modern Avrupa İle Komşu Olmak)

  • Yayınevi: Harrassowitz Verlag
  • Derleyen(ler): Maria Baramova, Grigor Boykov, Ivan Parvev

Borders are usually understood as divisions between cultures, languages and political and confessional systems. Throughout Antiquity and the Middle Ages, however, borders and frontiers were not conceived of as straight lines marking territories and political dominions, but they were mostly perceived as symbolic areas which, instead of purely dividing, were rather contested and debated zones. Their most pervasive feature was contact rather than separation. The dynamic and profound changes in Early Modern European society, such as the emergence of the idea of the territorial state, the great geographical discoveries and the beginning of modern cartography, shaped a new vision of the delineating border. The Early Modern era was the period when the loose concept of border was gradually consolidated in a more refined view of the concept of frontiers and spatial divisions in Europe. Yet, even though during the Early Modern period the lines of religious, political and ideological separation crystallized to define a completely new notion of state and regional frontiers in the modern sense, recent scholarship tends to emphasize that modern concepts of national frontiers are not fully applicable to the Early Modern age.